Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Mehmet Acarla

Borusan EnBW Enerji’nin hedefi rüzgâr enerjisinde Türkiye’nin lider şirketi olmak

 

Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Mehmet Acarla: “Projelerimizi hayata geçirirken en az alan ve kaynak kullanımı yapacak şekilde planlamalarımızı yapıyoruz.”

 
 

Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Mehmet Acarla ile yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi ve Borusan EnBW Enerji’nin bu konudaki çalışmalarını konuştuk.

 

Borusan EnBW Enerji’nin yenilenebilir enerji kaynakları konusundaki vizyonunu kısaca anlatabilir misiniz?

Borusan EnBW Enerji, Borusan Grubunun stratejik olarak enerji alanında yatırım yapma kararı ile 2007 yılında kuruldu ve ilk etapta portföy oluşturma çalışmalarıyla faaliyetlerine başladı. 2009 yılında Almanya’nın en büyük enerji şirketlerinden EnBW Energie Baden Württemberg AG ile kurduğumuz ortaklıkla birlikte yolumuza Borusan EnBW Enerji olarak devam ediyoruz.  

 

Rüzgâr enerjisinde Türkiye’nin lider enerji şirketi olma hedefiyle ve yenilenebilir enerji sektörünün öncü firmalarından olmanın verdiği sorumlulukla, çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu doğrultuda özellikle doğal ve sosyal çevreyle uyum içerisinde yeşil enerjinin ülkemize kazandırılması ve ülkemizin yenilenebilir enerji alanında var olan potansiyelinin doğru değerlendirilmesi için çalışıyoruz. 

 

Bu konudaki yatırımlarınız ağırlıklı olarak hangi yönde devam edecek? Geliştirmekte olduğunuz yeni projeleriniz var mı?

2018 yılı içinde geliştirme aşamasında olduğumuz toplam 210 MW’lık iki rüzgâr projemizin yatırım aşamasına geçmesine yönelik çalışmalarımıza hız vereceğiz. Bunun yanında 2018 yılında jeotermal kaynak araştırma çalışmalarımızı da sürdüreceğiz. 

Aynı zamanda yenilenebilir enerji sektöründe, portföyümüze değer katacak projeleri de yakından takip ediyoruz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklanan YEKA ihaleleri de doğal olarak ilgi alanımızda.

2017 yılında yapılan kapasite ihalelerinde portföyümüze toplam 395 MW kurulu gücü olacak 10 yeni rüzgâr projesi kattık. Bu projelerin idari izin süreçleri başladı, inşaatlarına 2019 yılından itibaren başlamayı hedefliyoruz. 

 

“İşletme aşamasında da tesis verimliliğimizi sürekli olarak artırmaya yönelik geliştirme projeleri yürütüyoruz.”

 

Projelerinizi hayata geçirirken en çok dikkat ettiğiniz, özen gösterdiğiniz konular nelerdir?

Çevresel ve sosyal yaşama en az etki yaratacak şekilde, yatırım planlama aşamasında tesislerimizi rüzgâr potansiyelinin en verimli kullanılmasına yönelik konumlandırmaya büyük bir önem veriyoruz. Projelerimizi hayata geçirirken en az alan ve kaynak kullanımı yapacak şekilde planlamalarımızı yapıyoruz. 

İşletme aşamasında da tesis verimliliğimizi sürekli olarak artırmaya yönelik geliştirme projeleri yürütüyoruz. Türbin bakımlarını daha verimli hale getirebilmek için kendi ekiplerimizi yetiştirdik. Bu anlamda, rüzgâr enerjisi alanında, Türkiye’nin verimliliği en yüksek tesislerini işlettiğimizi söyleyebilirim. Sadece kurulu güç olarak değil verimlilik anlamında da yenilenebilir enerji sektörü açısından büyük bir katma değer yarattığımıza inanıyorum. Bu doğrultuda ülkemizin yenilenebilir enerji alanındaki potansiyelinin etkin bir şekilde değerlendirilmesi için çalışmalarımıza devam ediyoruz

 

Rüzgâr enerji santralleriniz, güneş enerji santraliniz ve hidroelektrik santraliniz mevcut. Bize bu yatırımlarınızdan bahseder misiniz? 

2007 yılından bu yana faaliyetlerimizi sürdürdüğümüz enerji sektöründe Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin kullanılması ve geliştirilmesi amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Rüzgâr enerjisindeilk yatırımımızı 2009 yılında Bandırma Rüzgâr Enerji Santrali (89,7 MW) ile gerçekleştirdik. Ardından Balabanlı Rüzgâr Enerjisi Santrali (61,4 MW), Koru Rüzgâr Enerjisi Santrali (52,8 MW), Mut Rüzgâr Enerjisi Santrali (52,8 MW), Harmanlık Rüzgâr Enerjisi Santrali (52,8 MW), Fuatres Rüzgâr Enerjisi Santral’ni (33,0 MW) devreye aldık. Son olarak, Gaziantep’teki Kartaldağı Rüzgâr Enerjisi Santrali projemiz (65,55 MW) işletmeye geçti. Kıyıköy RES’in de portföyümüze 2017 yılı sonunda eklenmesiyle 8 tesisimizle rüzgâr kurulu gücümüz 436 MW’a ulaştı. Rüzgâr tesislerimiz, Trakya, Güney Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde bulunuyor. 50,3 MW Erzurum Yedigöl Aksu Hidroelektrik santralimiz ve Mersin’de yer alan toplam 8,8 MW’lık Dayıcık ve Pamuklu Güneş Enerji tesislerimizle birlikte toplam kurulu gücümüz 495 MW’tır.

 

Borusan EnBW Enerji olarak yenilenebilir enerji kaynaklarına bu kadar yatırım yaparken hem çevresel hem de sektörel olarak neleri göz önünde bulunduruyorsunuz?

Dünyada çevrenin korunması anlamında en önemli girişimlerden biri küresel ısınmaya karşı yapılan mücadeledir. Bu küresel soruna küresel bir çözüm bulmak amacıyla, Birleşmiş Milletler çatısı altında İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 21. Taraflar Konferansı Aralık 2015’te Paris’te toplandı. Bu inisiyatif ile, küresel seviyede ortalama sıcaklık artışının 1,5 ile 2 derece arasında sınırlandırılması, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı önlemler alınması ve sera gazları salınımını azaltan çevreci ve sürdürülebilir ekonomilerin desteklenmesi amaçlandı. 

 

“1172 MW düzeyinde, tamamı yenilenebilir enerjiye dayalı portföyümüzle biz de küresel ısınmaya karşı mücadele sürecinde yerimizi alıyoruz.”

 

Küresel ısınmaya neden olan sera gazlarının önemli bir bölümünün enerji sektörü kaynaklı olduğu düşünülürse, tüm ülkeler için hidroelektrik, rüzgâr, güneş veya jeotermal enerjinin artık kaynak dağılımı açısından tamamlayıcı unsur olmanın ötesine geçmesi gerektiği ortada. Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji üretimindeki payının artırılması enerji politikalarının en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Küresel ısınmanın bir diğer önemli nedeni taşıtlardan kaynaklanan emisyonlar. Gelişen ülkelerde, elektrikli araçlarla ilgili yapılan mevzuat çalışmaları önümüzdeki yıllarda büyük bir değişim olacağına işaret ediyor. Bu değişimin sürdürülebilir kılınması, elektrikli taşıtların ve kamyonların elektrik enerjisini sağladığı kaynakların da büyük ölçüde yenilenebilir enerjiye dayalı olmasından geçiyor.

1172 MW düzeyinde, tamamı yenilenebilir enerjiye dayalı portföyümüzle biz de küresel ısınmaya karşı mücadele sürecinde yerimizi alıyoruz. Sektörde özellikle rüzgâr enerjisi alanında lider enerji üretim şirketi olmayı hedefleyen Borusan EnBW Enerji’nin işletmede olan “0” karbon emisyonlu tesisleriyle bu sürece katkıda bulunmaktadır. Çünkü bu tesislerimiz, fosil yakıtlara dayalı enerji üretim tesislerini ikame ediyor ve özellikle enerji depolama teknolojilerinde beklenen gelişmeler sonucunda, ileride tamamen yenilenebilir enerjiye dayalı bir enerji dünyasının temellerini oluşturuyor. Bu bakımdan, Borusan EnBW Enerji doğrudan Türkiye’nin ve dünyanın sürdürülebilir kalkınmasına hizmet veriyor. Bu anlamda işletmede olan tesislerimizin ürettiği yeşil enerjiyle yılda yaklaşık 675.000 ton karbondioksitin atmosfere salınımını engelliyoruz. Bu kapsamda, önlediğimiz karbon salınımını, karbon kredileri olarak, sürdürülebilir bir gelecek vizyonu olan işletmelere faaliyetlerindeki karbon ayak izlerini sıfırlamalarına yönelik sunuyoruz. Bunun yanı sıra, söz konusu enerji tesislerimizin inşaat ve işletme aşamalarında da farklı bir değer zinciri bulunuyor. Bu doğrultuda karbon ayak izinin azaltılmasına yönelik çalışmalar yürütüyoruz. 

 

“Tesislerimizin inşaat sürecinde de sürdürülebilirlik anlamında önemli çalışmalara imza atıyoruz.”

 

İlk rüzgâr enerji tesisimiz olan Bandırma RES tesis binası için (89,7 MW) LEED Gold Yeşil Bina sertifikası almaya hak kazandık. Bunun devamı olarak enerji tesisleri kontrol binalarımızın sosyal ve doğal çevreye daha uyumlu olarak tasarlanmasına yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Burada amacımız, mevcut durumda dört duvar bir bina olarak nitelendirebileceğimiz tesis kontrol binalarını doğanın korunmasına, karbon ayak izinin azaltılmasına, inşaat yapım kolaylığı getiren yeni inşaat yöntemlerinin kullanılmasına ve yapım süresinin ve maliyetlerinin azaltılmasına olanak verecek şekilde yeniden tasarlamaktır. Tasarımımızla aynı zamanda, modern ve çevre dostu mimari teknik ve trendlerden yararlanılmasını, yenilikçi, dünya standartlarında mimari çözümlerin hayata geçirilmesini, su temini ve gri su arıtmayla ilgili yenilikçi çözümler getirilmesini ve güneş ışığından azami ölçüde faydalanılmasını mümkün kılmayı amaçlıyoruz. Ayrıca tüm RES tesislerimiz için Gold Standart Karbon Sertifikalandırması ile Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirme sürecinden geçiyoruz. Bu uluslararası kriterler şirket olarak yatırıma karar vermeden önce bölge halkını dinlememize, karbon salınımının etkileri, küresel ısınma, yenilenebilir enerji ve kurulacak rüzgâr enerji tesisinin bölgede yaratacağı etki hakkında onları bilgilendirmemize imkân veriyor. Böylece tesislerimizi sosyal çevreyle uyum içinde hayata geçirebiliyoruz. Tesislerimizin inşaat sürecinde de sürdürülebilirlik anlamında önemli çalışmalara imza atıyoruz. Örneğin, türbinlerin kurulacağı alanının asgariye indirilmesine yönelik türbin parçası depolama alanlarının ortak kullanımının sağlanması ve inşaat aşamasından sonra bu alanların tarım, hayvancılık gibi faaliyetler için yeniden düzenlenmesi için gayret gösteriyoruz. Ayrıca tesis yolları ile türbin parçalarının özellikle kanatların nakliyesinde yaptığımız “kanat adaptörü” gibi kanatların yatay değil 50 derece açıya kadar kaldırılarak taşınmasını sağlayan yenilikçi ve Türkiye’de ilk defa uygulanan optimizasyon çalışmalarını da örnek olarak verebiliriz. 

 

‘’Borusan EnBW Enerji’ TÜV NORD “Gönüllü Yeşil Elektrik Sertifikasını’’ alarak %100 yeşil enerji tedarik ettiğini belgeleyen ilk Türk enerji şirketi olmuştur.’’

 

Çalışmalarımızı sosyal çevreyle uyum içinde ve bölge halkıyla komşuluk ilişkileri kurarak yürütüyoruz. Bugüne kadar tesislerimizin inşaat aşamasında başlayan ve işletme aşamasında da devam eden pek çok sosyal kalkınma projesine imza attık. Bunlar arasında tarımsal sulama ve bölge halkı için ortak kullanım alanlarının yapılması ve iyileştirilmesi gibi farklı projeler yer aldı. Ayrıca, kendi alanının saygın kuruluşlarından TÜV NORD Teknik Kontrol ve Belgelendirme Şirketi tarafından yapılan araştırma sonucunda Borusan EnBW Enerji’nin %100 yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim gerçekleştirdiği (kaynağı kesin olarak tanımlanmış hidroelektrik ve rüzgâr enerjisi) ve üretiminin en az %33’ünü 6 yıldan eski olmayan tesisleriyle yaptığı tescil edildi. TÜV NORD’un yaptığı denetimler sonucu, Borusan EnBW Enerji’ “Gönüllü Yeşil Elektrik Sertifikasını’’ alarak %100 yeşil enerji tedarik ettiğini belgeleyen ilk Türk enerji şirketi olmuştur. Şirketimiz doğaya en az etki ile çevre dostu elektrik tedarik etmek isteyen sanayi ve ticarethane tipi tüketiciler için “iyi enerji” ürün grubunu sunuyor ve müşterinin tüketim değerlerine en uygun yeşil elektrik ürünü sağlıyor. Bu yaklaşımı ile tüketicileri kendi faaliyetlerinde “sürdürülebilirlik” vizyonunu benimsemeye ve yeşil elektrik tüketimine davet ediyor.

 

Sektördeki hedefleriniz nelerdir?

Portföyümüze yeni projeler eklemek için aralıksız çalışıyoruz. Borusan EnBW Enerji olarak yenilenebilir enerji sektöründe yatırım yaparak, bu alandaki kaynaklarımızı geliştirerek Türkiye için değer yaratmaya odaklanmaya devam edeceğiz.

Haberleri paylaşmak ister misiniz ?

Ana sayfa 1 Akel-3