4. Sanayi (D)evrimi

Yalçın KATMER 
Belimo Türkiye 
Genel Müdürü
 
İnsanoğlunu diğer hayvanlardan belki de en net şekilde ayıran özelliği, soyutlama kabiliyetidir. İnsanoğlu varoluşunun ilk basamağından itibaren, hayal kurdu, plan yaptı, iletişim kurdu, işbirliği yaptı ve devamlı olarak değişti. İnsanın tarih içerisindeki bu evrimi onu diğer hayvanlara “üstün” kılmakla kalmadı, onları evcilleştirip kendi amacınca kullanmasını da sağlayarak adeta kendini doğadan ayırıp, insan ve geri kalan doğa olarak ayrı iki olgu haline getirdi.
 
İnsanlığın yolculuğunun, belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değiştiği evreler olmuştur. Bu evreleri diğerlerinden farklı olarak “devrim” ismiyle adlandırıyoruz. Örneğin tarım devrimi, bundan 12’000 yıl önce hayvanları evcilleştirmemiz ile başladı ve bu değişim nispeten kısa bir sürede tarım toplumuna geçişimize sebep olarak yaşam şeklimizi köklü bir şekilde değiştirdi. Bu devrimle artık insanoğlu avcı ve toplayıcılıktan değil, yerleşik bir şekilde yaşayarak tarımdan beslenir hale geldi. Hatta o kadar iyi beslenebilir hale geldi ki nüfusu o zamana kadar hiç görülmemiş bir hızda arttı. Bu birlikte yaşama, şehirleşme ve iş birliği kültürünü geliştirdi. Şu an dünyada tüm türler arasında en yüksek sayıda bireyle işbirliği yapabilen canlı türü insandır.
 
Tarım devrimini ilk büyük devrim olarak kabul edersek, insanın bilişsel yetenekleri bu devrimden sonra her geçen gün hızını arttıracak şekilde gelişmiştir. Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş 18yy’ın ortalarından sonra yaşanan Sanayi Devrimi ve Fransız Devriminin sonucunda gerçekleşmiştir. Sanayi devrimi; James Watt’ın 1769’da buhar makinesini bulması ve bunun enerji kaynağı olarak kullanılması gibi yeni teknolojilerin ekonomik alanda artan ölçüde kullanılmasına yol açmış, Fransız devrimi ise, sosyal, siyasal ve kültürel alanı etkisi altına almıştır. Sanayi devrimi, ekonomik faaliyetlerin hızla artmasına yola açarak, toplumun tüm alanlarında değişime neden olmuştur. Yeni teknolojilerin üretimde kullanılması ve işbölümü artışıyla üretim ve verimlilik hızla artmıştır. Tarıma dayalı geleneksel toplumda üretim, evlerde, el tezgâhlarında yapılırken, sanayi devrimi sonrasında üretim fabrikalarda yapılmaya başlanmış, toplumun kurumları, yapısı, norm ve davranış kalıpları değişmiş, geleneksel davranışlar giderek akılcı davranışlara yerini bırakmıştır.
 
Sanayi Devriminden sonra bilim ve sonucu olan yeni teknolojilerin çıkma hızı arttı. Sanayinin ilk sanayi devriminden sonraki gelişim adımlarına sanayinin evrimi ve önemli kilometre taşları da diyebiliriz, ikinci, üçüncü ve dördüncü sanayi devrimi de. Sanayinin ikinci en önemli adımı bu sefer Amerika Birleşik Devletleri’nin de teknoloji üretimine katılmasıyla, elektriğin icadı ve yaygınlaşması, petrolün keşfi, içten yanmalı motorun ve telgrafla telefonun icadı gibi değişiklikleri beraberinde getirdi. Bu adım ile 1870’lerde elektriğin sanayide kullanılmaya başlaması ile mekanik gücün yerini seri üretim bantlarına bırakması sağladı. Bu sayede üretilen malın maliyeti azalttı, üretim hızı ve verimi arttı. 
 
Üçüncü sanayi devrimi ya da sanayinin evrimindeki üçüncü önemli adım, ikinci dünya savaşı sonrası başladı. Bu değişime dijital ya da bilişim devrimi denildi. Bu adımın en önemli gelişmeleri yarı iletkenin icadı, sonrasında bilgisayarların icadı, çok kısa sürede bilgisayarın evlere girebilir hale gelmesi ve nihayetinde 90larda internetin icadıdır. Bu devrimle birlikte otomasyon sanayiye girdi ve bu insan tarafından yapılamayacak ya da insanın yapmasının maliyet açısından dezavantajlı olduğu birçok işin otomatik kontrollü makineler tarafından yapılmasına sebep oldu.
 
Ülkeler arası dengeler ve ticaret açısından incelediğimizde, birinci sanayi devrimi ilk icatların yapıldığı ülkelere verimlilik ve sanayileşme sonucu zenginlik getirdi. Bu devrim ile sanayileşebilen ülkeler ve sanayileşemeyen ülkeler olarak ayrışma başladı. Bu devrimin ülkelerin rekabetine ve sonucunda savaşa neden olduğunu söylemek pek yanlış olmaz. İkinci sanayi devriminde, elektriğin ve seri üretimin hayatımıza girmesi sayesinde hem üretim miktarı hem de kalitesi arttı. Bu ise sanayileşme konusunda önü çeken ülkelerin diğer ülkelere yüksek adette ve kalitede üretebildikleri ürünleri satarak zenginleşmelerine sebep oldu. Üçüncü sanayi devrimi, ürün üretebilmenin değil bilgi ve teknoloji üretebilmenin daha değerli olmasını sağladı. Bu devrim gerçekleştiğinde artık dünyanın büyük bir kısmına sanayi yayılmıştı ve birçok ürün neredeyse her ülkede üretilebilir hale gelmişti. Bu durumda bilim ve teknolojide önü çeken ülkeler artık bitmiş ürünlerini satmanın yanında bilgilerini satarak para kazanmaya başladı. Bu devrim birçok yeni zengin ülke yarattığı gibi ilk iki sanayi devriminde büyüyen ülkelerin gücünü arttırdı.
 
 
Kronolojik olarak anlatıldığında sanki bir sanayi devrimi bitmiş ve bir sonraki başlamış gibi gözüküyor olsa da, bu üç sanayi devriminin de tam ne zaman başlayıp ne zaman son bulduklarını söylemek zor. Ayrıca bir sonraki sanayi devriminin gerçekleşmesi bir öncekinin sona ermesi anlamına gelmiyor. Aslında bugün bile daha ikinci sanayi devrimi tüm dünyaya yaygınlaşmış değil. Öyle ki dünyanın %17’si, yaklaşık 1.3 milyar insan hala elektriğe ulaşamaz durumda. Bu tabii üçüncü sanayi devrimi için de geçerli, bugün çoğu gelişmekte olan ülkelerde yaşayan 4 milyardan fazla insan internete ulaşamaz durumda. 
Almanya’nın tanımlamalarına bakarsak bugün Dördüncü Sanayi Devriminin başladığı noktadayız. Amerika Birleşik Devletleri’ne göre bu değişimin adı IIoT (Industrial Internet of Things – Endüstriyel Nesnelerin İnterneti), Japonya’ya göre ise Advanced Manufacturing yani ileri üretim. Bu devrime zemin hazırlayan aslında ikinci ve üçüncü sanayi devriminin getirileri. Bu iki sanayi devrimi, dünyaya yayılan büyük küresel şirketlerin doğmasına sebep oldu, bu şirketler göreceli olarak doğduğu ülkelerden bağımsızlaşarak, tüm dünyada üretim ve satış yapmaya başladı. Kapitalizm kuralları gereği şirketler karlarını maksimize etmek peşinde olduğu için üretimlerini maliyetlerin en uygun olduğu noktalara doğru kaydırdılar ve sonuç olarak nüfusça kalabalık ama gelirce zayıf olan ülkelerin kalkınmalarına sebep oldular. Bu teknolojiyi üreten ve ekonomiyi asırlardır yöneten ülkelerin stratejilerine tekrar göz atmalarını sağladı ve bugün sanayinin son devriminden bahseder durumdayız.
 
Sanayi 4.0 konusu, Almanya’da 2011 Hannover Fuarında geleceğin tartışıldığı bir forumda temelleri atılarak hayatımıza girdi. Alman hükümeti aynı yıl, Yüksek Teknoloji 2020 Girişimi kapsamında, Sanayi 4.0 Projesini hayata geçirdi. Bizzat Angela Merkel tarafından sahiplenilen proje birçok küreselleşmiş Alman firmasının da desteği ile tüm dünyada konuşulur ve uygulanır hale geldi. Alman hükümeti önümüzdeki 10 yıl boyunca Gayrisafi Yurtiçi Hasılalarında bu proje sebebiyle yıllık %1 artış, 390.000 yeni iş alanı ve imalatta %6-8 arası verimlilik sağlayacağını öngörüyor. Her ne kadar Almanya bu konuda önü çekse de gelişmiş tüm ülkelerde benzer stratejiler bulunuyor. A.B.D.’nin seçilen son iki başkanı da üretimin A.B.D.’ye geri dönmesi vaadiyle seçilmeleri bu duruma iyi birer kanıt sayılabilir. A.B.D.’deki duruma bir örnek üzerinden bakarsak 1990’da Detroit’te yerleşik en büyük 3 şirketin Pazar değeri 36 Milyar dolar, yıllık geliri 250 Milyar dolar ve çalışan sayısı 1.2 Milyon kişiydi. 2014 yılındaysa bu sefer Silikon Vadisinde yerleşik en büyük 3 şirketin Pazar değeri yaklaşık 1Trilyon dolar, ciroları yine 250 Milyar dolar ama çalışan sayısı 137.000 kişi yani onda biri. Üretimde insan gerektiren tüm fabrikalar çoktan maliyet sebebiyle A.B.D. dışına çıkmış durumda. Bu fabrikaları geri getirmenin, kapitalizme uygun tek yolu, maliyetleri düşürmek bu da sanayinin yeni bir boyuta geçmesini gerektiriyor.
 
Ülkemize bakarsak, Türkiye, dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında yer alsa da inovasyon ve teknoloji alanında daha alt sıralarda. Boston Consulting Group’un  (BCG)  TÜSİAD için hazırladığı rapora göre,  Sanayi 4.0 Almanya’nın toplam üretim maliyetini yüzde 5-8 azaltarak, 10 yıl içinde 90-150 milyar avro değerinde bir verimlilik kazancı sağlayacak. Sadece işletme maliyetlerinde yüzde 20’lik bir düşüş olacağı öngörülüyor. Küresel Üretim Maliyeti Endeksi’ne göre hâlihazırda Türkiye 98 ortalama birim maliyet ile üretim yaparken, Almanya 121 ortalama birim maliyetle üretim gerçekleşiyor. Bu nedenle, Almanya Sanayi 4.0 teknolojilerini tamamen benimsediği zaman Türkiye’nin, rekabet edebilirliğini artıracak önlemler almadığı takdirde, Almanya’ya kıyasla şu anda sahip olduğu rekabet avantajını kaybetmesi kaçınılmaz.  Bu durum da Türkiye’nin küresel pazar payının düşmesine,  işsizliğin artmasına ve işgücü kalitesinin düşmesine yol açabilir. Dolayısıyla Türkiye yatırımların düşük seyrettiği, düşük katma değerli üretim yapılan bir ekonomik kısır döngüye doğru kayacak. Ancak, Sanayi 4.0 kapsamında doğru yatırımlar yapılırsa küresel rekabet gücünde büyük fark yaratacak değişiklikler olabilir, bu da küresel değer zincirinden daha fazla pay alarak kaliteli işgücü istihdamında artışa zemin hazırlayabilir. 
 
Charles Darwin’e ithaf edilen sözde denildiği gibi “Doğada hayatta kalan en güçlü ya da en akıllı olan değil, değişime cevap verebilendir.” Yaşadığımız coğrafyada bilimsel ve teknolojik gelişmelerin son 200 yılında takipçisi ve tüketicisi rolünü üstlendiğimiz gözüküyor. Birinci sanayi devrimindeki buhar makinesi ve demiryolları yapımına çağdaşlık edemediğimizde, mekanik gücün insan gücüne galip geldiği dönemi ve Fransız Devrimini yakalayamadığımızda kaçırdığımız trenin etkisi belki de bir imparatorluğun çöküşüne neden oldu. İkinci sanayi devrimi de denilen yirminci yüzyıla egemen olan enerji/iletişim trenini kaçırmamız batıya göre ülkemizin gelişmemiş olarak kalmasına neden oldu. 1960larda başlayan bilişim devrimi de denilen üçüncü sanayi devrimini kaçırmamız, sanayide düşük teknolojili ürünlere yönelmemize ve katma değeri düşük üretimler yapmamıza, bu ise zenginleşemememize sebep oldu. Bugün bir sonraki devrimin ilk adımlarını yaşıyoruz. Sanayimiz bugün takip eden ve tüketen olmayı seçip, “dijital teknolojileri bizde kullanıyoruz” diyebilir ya da bu sefer çağdaş olacak ve yeni teknolojiyi üretenlerden olacağım diyebilir.

Haberleri paylaşmak ister misiniz ?

Ana sayfa 1 Akel-3