Namık Yüksel

Bina yapım sürecinde entegrasyon ve geleceği yakalamak

 

Yapı sektörü paydaşlarının esaslı bir kesiminin BIM (Bina Bilgi Modellemesi) konusunda asgari düzeyde bir bilgiye sahip olduklarını kabul etmek gerekir.

 

Özetleyecek olursak, bir binanın yenileme veya yapım kararı aşamasından, kavramsal tasarım, detaylı tasarım, analiz, dokümantasyon, imalat, planlama, bütçe, lojistik, işletme, bakım ve yıkım aşamalarına kadar oluşturulacak bilgilerin tercihen bir 3D model üzerine iliştirilmesi, bilgilerin doğru yönetilmesi, paydaşların bilgi yüklü bu model üzerinden iş birliği yapması ve koordine olması sürecine BIM diyoruz.

 

BIM süreci için kullanılacak bir 3D modelini, legolardan oluşan bir bütüne benzetebiliriz. Legolar modelimizin bileşenleridir ve her biri kendine özgü, ihtiyaç duyacağımız kadar bilgiyi içeren kodları taşımaktadır, yani akıllı nesnelerdir. Karar süreçleri aşıldıktan sonra artık tasarımcının yapması gereken akıllı nesne olan bu legoları birbirine ekleyerek tasarımını yapmaktır. Paydaşlar bu model üzerine kendilerindeki bilgileri işleyebilir ve buradan ihtiyacı olan bilgileri alıp kullanabilirler. Bunun sonucunda BIM, paydaşlara gerçekliği yakalama, zaman kaybından kaçınma, kontrol sağlama, iş birliği geliştirme, simülasyon ve görselleştirme imkanları sunar. IoT (Nesnelerin İnterneti) gibi çalışmalarda da bu modellerin kullanılacağını tahmin etmek zor değildir.

 

BIM, yukarıda anlatılan imkanları karşılayan bir ihtiyaçtan doğmuş ve büyük bir ilgi ile karşılaşmıştır. İngiltere BIM kullanımında dünya lideri olmuş ve Nisan 2016’dan itibaren kamu projelerinde BIM’i zorunlu kılmıştır. ABD’de inşaat firmalarının en az %72’si BIM kullanmaktadır. Fransa 2017’de 500 bin konut tasarımında BIM’i kullandı. Almanya 2020 yılına kadar BIM’i tüm altyapı projelerinde kullanmayı hedeflemektedir. İspanya 2018 yılında tüm kamu projelerinde BIM sürecini başlatmıştır. Türkiye menşeili şirketlerin iş yaptıkları Rusya, Katar, Dubai, Azerbaycan, Kazakistan, Bahreyn gibi birçok ülke de özel şirketler ve hükümet düzeyinde bazı adımlar atmıştır. BIM’i kullanmadan buralarda ihaleye girmek ve iş yapmak artık neredeyse imkansız hale gelmiştir.

 

Ülkemizde ise, kamuda BIM sürecini detaylı olarak inceleyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın “Bütünleşik Bina Yaklaşımı Kılavuzu” çalışması ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi metro ihalesi şartnamesinin BIM zorunluluğundan bahsedebiliriz. Kamunun yanında kurumsal şirketler de özellikle büyük projelerinde BIM şartı aramaya başlamışlardır. Bütün bu gelişmeler BIM’in bir ihtiyacı karşıladığını ve giderek daha fazla şartnamede yer alacağını; işverenler, tasarımcılar, yükleniciler, üreticiler, tedarikçiler, işletmeciler gibi tüm paydaşların bu vizyonla çalışmalarına yön vermelerinin kaçınılmaz olduğunu göstermektedir.

 

BIM kaçınılmaz bir şekilde yaygınlaşırken, yaşanması kaçınılmaz bazı sorunları aşmak gerekiyor.

 

Bu sorunların bazıları şunlardır:

İşletmecinin donanım, yazılım, personel, eğitim, danışmanlık gibi kalemlerden oluşabilecek yatırım maliyetini fazla bulması. Oysa dünya çapında birçok proje, yatırım maliyetlerinin kazanımlar yanında çok düşük kaldığını göstermektedir.

 

Yetkin personel sorunu. Bu sorun şimdilik şirketlerin doğrudan kendi imkanlarıyla, yada danışman hizmeti alarak veya kurs ve meslek odalarının eğitim hizmetlerinden yararlanarak çözülmeye çalışılmaktadır. Olması gereken eğitim konusunun akademik düzeyde ele alınıp çözülmesi, güncel bilgi ve becerilerle donatılmış, diğer disiplinlerle koordineli çalışabilecek mezunlar yetiştirilmesidir.

 

Ekonomik kaygılarla, saha ve zaman baskısıyla projenin masada değil sahada çözülmeye çalışılması. Bu şirketlerin BIM’e geçişini neredeyse imkansız kılmaktadır. Kronik bir sorundur ve sağlıksız binaların çoğalmasına, tamiratlara, iş kazalarına neden olduğundan toplamda bakıldığında daha fazla zarara yol açmaktadır.

 

Geleneksel yöntemlerden kopamayan yönetici ve teknik personelin entegrasyonu sorunu. Süreç içinde ister istemez bu gibi kişilerin faaliyet alanları daralacaktır.

 

Üreticilerin kendilerini BIM süreci dışında görmeleri; oysa bina bileşenlerini üreticiler üretmektedir. 3D modelde kullanılacak ürünlerin çoğunun akıllı nesne dediğimiz “Family Modelleri” yoktur, hiç yapılmamıştır ve zorunlu olarak projelerde benzerleri kullanılmaktadır. Bunlar doğru geometrik ölçülere sahip değillerdir, fiziksel ve termal değerleri farklıdır. 

 

Üreticiler açısından BIM

Ülkemizde çok az üretici ürünlerinin “Family Modelleri”ni yapmış ve tasarımcıların kullanımına sunmuştur. Global ölçekte bakıldığında birçok üretici ürünlerinin “Family Modelleri”ni yapmış, gerek kendi web sitelerinden, gerekse family sitelerinden yayınlamıştır. 

 

Artık ülkemizde de tasarımcılar ve uygulamacılar üreticilerden ürünlerin family modelini talep etmekte, bunları projede gerçek ölçüleriyle yerine yerleştirerek sahada bir sorun yaşamayacaklarından emin olmak istemekte, bazı hesaplamaları daha kolay yapabilmektedirler.

 

Vizyonu güçlü işletmelerin ürünlerinin “Family Modelleri”ni temin etmesi, kendilerini BIM sistemine dahil etmelerini sağlayacak ve bazı avantajları beraberinde getirecektir.

 

Akıllı nesneler, akıllı kataloglar

“Family Modelleri”, geometrik şekilleri ve bunların teknik ölçüleriyle birlikte, fiziki (malzeme, yoğunluk, ağırlık, pürüzlülük, renk vb), mekanik (güç, hız, debi, basınç, yük ve sarfiyat birimi vb), elektriksel (güç, gerilim, akım vb) bilgileri içeren dijital kataloglar olarak da tanımlanabilir. Basılı kataloglardaki birçok bilgi, family modeline yüklenebilir. Böylece tasarımcı veya uygulamacı zaman kaybetmeden, sadece bu modeli inceleyerek her türlü bilgiyi edinip projede ve sahada kullanabileceğine kanaat getirebilmektedir.

 

Kaynakça:

1. www.geospatialworld.net/blogs/bim-adoption-around-the-world/

2. www.jltspecialty.com/our-insights/publications/building-sight/building-sight-july-2017/building-information-modelling-around-the-world

 

 

mega clima ırak-8