Prof. Dr. Filiz KARAOSMANOĞLU: İklimlendirme Sektörü ve Dünyamızın İklimi

konuk yazar

 

Prof. Dr. Filiz KARAOSMANOĞLU

İTÜ Öğretim Üyesi 

Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı

 

İklimlendirme Sektörü ve Dünyamızın İklimi

 

Gerek bina ısıtma-soğutma-hava iyileştirme işlemlerinde, gerek endüstriyel soğutma ile lojistikte soğutma söz konusu olduğunda iklimlendirme maliyetinin en büyük kısmı enerji maliyetidir. İklimlendirme/Soğutma enerji tüketimidir. Bu nedenle sektörün karbon ayak izi yüksektir. İklimlendirmenin karbon ayak izi binanın, endüstriyel ürünün, hizmetin ve lojistiğin karbon ayak izine etki eder. Diğer deyişle, iklimlendirmenin ikinci maliyeti yani gezegenimize maliyeti yüksektir. İklimlendirme karbon ayak izinin yüksek olması iklim değişikliğinde etkendir. Yaşamımıza iklimlendirme sektörünün sağladığı konfordan vaz geçemeyiz. Soluduğumuz iklimlendirilmiş hava sağlık ve hijyendir. Yanı sıra tükettiğimizin ürünlerin özellikleri gereği tedarik zincirlerinin iklimlendirme şartları da gıda güvenliği açısından kritiktir. Kısaca iklimlendirme mühimdir. İklimlendirmenin karbon ayak izini düşürmek de mühimdir.

 

Karbon ayak izi kişi, toplum, devlet, kuruluş, etkinlik, ürünün/hizmetin doğrudan veya dolaylı neden olduğu belli bir zamandaki sera gazı salımlarının karbondioksit eşdeğeri ölçüsüdür. Karbon ayak izi ile insan kökenli sera gazı salımlarının çevresel etkisi, küresel karbon dengesine etkisi ortaya konur. Bir şirket karbon ayak izini, toplam sera gazı salımını, ürünlerinin/hizmetlerinin sera gazı salımını bulmak üzere saptayabilir. Karbon ayak izi tedarikçiden tedarikçiye (B2B) veya tedarikçiden son kullanıcıya (B2C) saptanabilir. Karbon ayak izinin hesaplanmasında, gönüllü olarak sera gazı azaltımı amaçlayan ISO 14064 standart serisi kullanılarak firmanın sera gazı envanterinin belirlenmesi, kurumsal karbon ayak izinin saptanması yapılarak, emisyon azaltımı, izlenmesi, denetlenmesi, doğrulanması ve raporlanması gerçekleştirilmektedir. Böylece emisyon azaltım çalışmalarının yapılması ve en sonunda azaltım yapılamayan miktarda emisyon satın alımı ile denkleştirme sonucunda firma iklim değişikliği ile mücadele etmeyi düşük karbon ekonomisinde ilerlemeyi başarır. Bu belirlemenin yanı sıra şirketler ürün yelpazeleri için de karbon ayak izi belirleyebilirler. ISO 14067 standardı ile ürün karbon ayak izi saptanmaktadır. Bu standart, Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (YDD; ISO 14040, ISO 14044) ile şirketlerin çevresel taahhütlerinin uygunluğunu gösteren ISO 14020 Çevresel Etiketler ve Bilgilendirmeleri seri standartlarını (ISO 14021, ISO 14024, ISO 14025) temel almaktadır. YDD ürün veya hizmetin yaşam döngüsünün farklı aşamalarındaki çevresel etkilerinin belirlenmesi, beşikten mezara toprak-hava-suya yapılan etkilerinin belirlenmesi, girdilerinin azaltılması, en iyi atık yönetimin yapılması, mevcut en temiz teknolojiyi kullanılabilmesi için YDD önemli bir karar verme ve karşılaştırma aracıdır. Diğer deyişle YDD karbon yönetimini kapsar ve eko-tasarım (çevre dostu tasarım) için çıktı verir.

 

Her bir iklimlendirme cihaz ve ekipmanının üretim-kullanım-ömrünü tamamlama-atık yönetimi aşamalarında, diğer deyişle yaşam döngüsü boyunca çevresel etkilerinin en az olması istenir. Avrupa Birliği Eko-Tasarım Yönergesi gereği cihazın, ekipmanın başta enerji olmak üzere kaynak tüketiminin azaltılması giderek önem kazanırken, ömrünü tamamlamış cihaz ve ekipmanların atık hiyerarşisine uygun değerlendirilmeleri sektör için bir diğer önemli husustur. Cihaz/ekipman/sistem bakım ve onarımının doğru ve zamanında yapılması yaşam ömrünü uzatıp verimliliği yükselteceğinden kazanan tüketici ve yerküre olur.

 

Bina enerji yönetiminin temel öğesi iklimlendirme olup, enerji tüketiminin yaklaşık %80’i ısıtma ve soğutma içindir. Enerji kökenli karbon ayak izini iklimlendirmede iki temel yol ile düşürebiliriz: Mevcut en gelişmiş teknolojiyi kullanan cihaz/ekipman/sistem seçimi ve yenilenebilir kökenli katı-sıvı-gaz yakıtlar ile elektrik kullanımı. Enerji yönetimi mükemmel başarılmalı, enerji verimliliği sağlanarak iklim değişimine dirençli iklimlendirme sağlanmalıdır. Yalıtım da iklimlendirme sisteminin destekleyici gücüdür. Ancak yalıtım ısıtma-soğutma yükleri dikkate alınarak doğru teknik seçimlerle yapılmalıdır. Soğutmanın akçeli ve çevresel maliyetinin yüksek olduğu unutulmamalıdır. Büyük bina ve tesislerde yerinde elektrik üretimi, kojenerasyon ile trijenerasyonun teknik cazibesinden yararlanma iklimlendirmenin karbon ayak izini düşüren etkin çözümlerdendir.

 

Ülkemizin iklimlendirme sektörünün gücü, teknik gelişmeleri takibi, iç ve küresel pazarda duruşu ve sektörel dernekleriyle verdiği uğraş ekonomimizde itici güçlerden biri olacağına işaret etmektedir. Sektör akıllı sistem gelişmelerini ve yenilikçi   uygulamaları yakından izlerken, sürdürülebilir çözümler de gündemde yer almakta. İklimlendirme sektörü karbon yönetimini başarabilir. Pazara mümkün alanlarda eko-tasarımlı ürünlerin arzı, Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı (2017-2023) uyarınca enerji verimliliğinin öncelikli alınması, Ulusal Atık Yönetimi ve Eylem Planı (2016-2023) ile uyum sektörel karbon ayak izini giderek düşürecektir. Mekanlarımızı yaşanır kılan, endüstriye soğuğun gücünü sunan sektör gezegenimizde küresel ısınmaya, iklim değişimine neden olmamalı. Zaten sektörün adına bu hiç yakışmaz. İklimlendirme sektörü dünyamızın iklimini değiştiremez. İklim değişimine en dirençli sektör iklimlendirme olmalıdır. İklim değişimi ile mücadele, karbon yönetimi, stratejik planlamanın unsurudur. Başlamak, karbonu yönetmek gerek.

Haberleri paylaşmak ister misiniz ?

mega clima ırak-8