Prof. Dr. Hasan A. Heperkan

 

Avrupa Birliği Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliğini yeniledi

 

Kasım 2016 da açıklanan “Bütün Avrupalılar için Temiz Enerji” paketinden yaklaşık bir yıl sonra, üye ülkeler, binalarda enerji performansı direktifi, EPBD’nin yeniden revize edilmesini bu yılın başında kabul ettiler. Avrupa Parlamentosu 17 Nisan 2018 de revizyonu onayladı. Üyelerin uyum için 20 ay süreleri var. Yeni revizyon, paydaşların ve Rehva’nın görüşleri doğrultusunda iç ortam kalitesinin güçlendirilmesini, düzgün bakım ve etkin denetlenme yapılmasını ve daha iddialı enerji verimliliği hedefleri konulması hususlarını içermektedir. Başlıca gelişmeler;

• Binaların karbondan arındırılmasını sağlayacak ulusal yol haritaları tarafından desteklenerek 2050 yılına kadar düşük ve sıfır emisyonlu bir bina stokunun oluşturulması.

• 2050 yılına kadar sera gazı emisyonlarının 1990 seviyesi ne göre %80 – %95 azaltılması. 2030 ve 2040 yılları için ölçülebilir kilometre taşları belirlenmesi.

• Binaların verimli olarak işletilmelerini sağlamak üzere bilgi ve iletişim teknolojisinin (ICT) ve akıllı teknolojilerin kullanılmasının teşvik edilmesi (otomasyon ve kontrol sistemleri gibi).

• Bütün binalarda elektrifikasyon için alt yapının kurulmasının desteklenmesi.

• Yeni teknolojileri ve elektronik sistemleri, tüketicilerin ihtiyaçlarına uygun olarak adapte etme, işletilmelerini optimize etme ve dağıtım şebekesi ile uyum konularına binaların ne kadar hazır olduklarını gösteren “akıllılığa hazırlık göstergesi” tanımlanması.

• Uzun dönem bina renovasyon stratejilerinin güçlendirilmesi ve sisteme entegre edilmesi.

• Kamu ve özel finansman kaynaklarının ve yatırımlarının harekete geçirilmesi.

• Eski binaları yenileyerek enerji faturaları ile mücadeleye yardım edilmesi (binaların yenilenmesinde yıllık %3 dönüşüm hedeflenmektedir). 

şeklinde özetlenebilir.

 

İnsanlar bulundukları ortamı kendilerini nasıl hissettiklerine bağlı olarak şartlandırırlar, enerji modellerine göre değil. İnsan faktörü devreye girdiğinde, mühendisler tarafından binaların sorunlarını çözmek için kullanılan bilimsel yöntemler çok başarılı olmayabilir. Mimarlardan enerji verimliliği bekleniyorsa, bu onların asıl amacı olmamalı; istenen iç ortam kalitesinin bir sonucu olmalıdır. 

Binalarda sağlıklı bir iç ortamın nasıl oluşturulacağı yıllardır mimarlar, mühendisler ve bilim insanları arasında tartışılmaktadır. Bugüne kadar beninsenen yaklaşım, belirli ölçülebilir parametrelerin optimize edilmesi şeklinde olmuştur. Ancak, iç ortamın rahat ve konforlu olmasının birçok etkenin bileşkesi olduğunu unutmamalıyız. Ayrıca konforun somut olarak ölçülmesinin de çok zor olduğu bir gerçektir. İç ortam kalitesi insan odaklıdır ve ona göre değerlendirilmesi gerekir (Şekil 1)

 

Konforu, iç ortam kalitesini etkileyen birincil parametreleri,

• İç hava kalitesi

• Isıl denge

• Gürültü

• Aydınlatma

 

ikincil etkenleri ise,

• Estetik

• Ergonomi

• Mekan-kullanım ilişkisi

olarak sayabiliriz.

 

Hava kirliliği, küresel ısınma, ozon tabakasının incelmesi gibi konularda hepimizin az çok bilgisi vardır. Diğer taraftan hayatımızın büyük bir çoğunluğunu geçirdiğimiz iç ortamlarla o kadar ilgilenmeyiz. Halbuki son yıllarda, obezite, akıl hastalıkları, kalp ve dolaşım sistemi bozuklukları, kronik solunum yolları rahatsızlıkları ve hatta kanser gibi sorunların iç ortam kalitesi ile ilgili olabileceği belirlenmiştir [1, 2, 3]. Bu veriler, iç ortamlarda bulunmanın konforlu zannetsek de sağlıklı olmadığını göstermektedir. İş yerlerinde ışık şiddeti ölçülerek yapılan aydınlatma yeterli görülürken, tıp, doğal ışığın insan bioritminde önemli bir düzenleyici olduğunu söylemektedir. Uykuyu düzenleyen melatonin hormonunun salgılanmasının algılanan ışıkla yakından ilgisi bulunmaktadır. Gürültü de düşük seviyelerde olsa bile işe odaklanmayı bozabilmekte, çalışırken fark etmesek de dinlenme sırasında rahatsızlık verebilmektedir.

Standartlar, bilim insanları ve teknik uzmanlar tarafından hazırlanmakla birlikte son kullanıcıların, binada yaşayan insanların ihtiyaçlarını ve taleplerini tam karşılayamamaktadır. İç ortam konforunun kontrolünde kullanılan parametreler belirli olmakla beraber, sağlık ve konfor göstergeleri net değildir. Hastalık izinleri, üretkenlik, psikolojik şikâyetler, kokular, küflenme, işe odaklanma bozukluğu, performans düşüklüğü gibi etkenler kullanılabilmektedir. İlaveten, parametrelerin birbiriyle etkileşimi de söz konusudur; havadaki kirleticiler ile yüzeylerdeki mikrobiyolojik gelişme, dışarıdan sızan ince toz ile bakteri ve sporların taşınması. Kontrol stratejileri ise net olarak ölçülebilen, sıcaklık, nem, bazı gazların konsantrasyonları, ışık şiddeti gibi parametreler üzerine kurgulanmaktadır. Tasarım ise ısıl kayıp/kazanç ve hava değişim sayısına dayandırılmaktadır. Talep odaklı iklimlendirme, kullanıcı isteğine bağlı kontrol, bulanık mantık kontrolü gibi yöntemler son zamanlarda ilgi çekmektedir [4].

İç ortamı oluşturan tasarım, inşaat ve işletme süreci dinamik bir yapıya sahip olup yatırımcı, mülk sahibi, uygulayıcı, alt taşeronlar, kullanıcı, yerel otorite ve baskı grupları gibi birçok tarafı vardır (Şekil 2). Tarafların birbirlerinin çıkarlarını ve isteklerini anlayabilmesi büyük önem taşır. İyi organize edilebilirse sonuç başarılı bir bina olur. Çevre sorunları ve enerji verimliliği baskısı iç ortam kalitesini de düşürebilmektedir. Aile yapısı değişmekte, aile daralmaktadır. Nufusun yaşlanması ve yaşam tarzının değişerek kişiselleşmesi binalardan beklentileri farklılaştırmaktadır. Yeni malzemeler yeni kirleticiler üretebilmekte, yeni teknoljiler kontrol ve sunulan hizmet olanaklarını artırmaktadır.

Enerji performansı ile ilgili stratejiler, sağlıklı bir iç ortamı, yangın güvenliğini ve sismik riskleri de dikkate almaktadır. Ulusal renovasyon stratejileri;

• Ulusal bina stoku envanteri ve 2020 için yenileme oranı

• Bina tipine ve iklime göre maliyet etkin renovasyon yaklaşımlarının tanımlanması ve binanın ömrünün dikkate alınması (yaşam çevrimi)

• Maliyet etkin büyük renovasyonları harekete geçirecek politikaların oluşturulması

• Ulusal bina stokunun en kötü performansa sahip kısmını hedef alarak, teşvik ikilemi, pazar hataları ve enerji israfını çözecek politikaların oluşturulması

• Özellikle kamu binalarını hedef alarak, akıllı teknolojilerin, inşaat ve enerji verimliliği sektöründe beceri ve eğitimin desteklenmesi için politikaların oluşturulması

• Enerji tasarrufuna ilaveten sağlık, güvenlik ve hava kalitesine de önem verilmesi

gibi hususları içermektedir.

 

Yönetmelik sadece bina kabuğuna değil, bütün teknik donanıma da dikkat edilmesini önermektedir. Ekonomik ve teknik olarak gerçekçi olduğu sürece yüksek verimli cihazlar tercih edilmelidir. Binaların teknik sistemleri, enerji tasarrufuna katkı sağladıkları gibi iyi bir iç ortam kalitesinin tesisine de yardımcı olurlar. Enerji verimliliği ile ilgili finansal önlemler kaliteye yönelik olmalı, bu durum enerji denetimleri ile belirlenmeli ve peryodik olarak kontrol edilmelidir; hatta zorunlu olmalıdır. Kontroller belgelendirilmelidir.

Ticari binalarda ve sitelerde, enerji denetimlerine maliyet etkin bir alternatif de bina otomasyon ve kontrol (BAC) sistemleridir. Direktife göre 290 kW değerinden (ısıtma ve havalandırma birlikte) daha fazla bir kapasiteye sahip ticari binalarda 2025 yılına kadar bina otomasyon ve kontrol sistemleri kurulmalıdır (teknik ve ekonomik olarak uygunsa).

Bir binanın enerji performansını belirleyen en önemli etkenlerin başında elektro-mekanik sistemin tasarıma uygun çalışması gelir. Sistemin, hem devreye alınırken, hem de daha sonraki yıllarda kullanımı sırasında doğru çalıştığının kontrolü ve denetlenmesi şarttır. Bu işlemlerin, bağımsız, yetkilendirilmiş firma veya kuruluşlar tarafından yerine getirilerek belgelendirilmesi yararlıdır.

TAD ( Test, Ayar ve Dengeleme ), bir projenin teslimini iyileştiren kalite odaklı bir süreçtir. İşletmenin bütün sistemleri ve kuruluşları ile birlikte, tesis sahibinin gereksinimlerini yerine getirecek şekilde planlandığını, tasarlandığını, kurulduğunu, denendiğini, işletildiğini ve bakımının yapıldığını teyit eder ve belgelendirir. Bütün bir binayı kapsayabileceği gibi, aktif veya pasif bir sistem, bir bölüm ya da bir işletme için de yapılabilir [5].

Test, kalibre edilmiş özel cihazlar kullanarak, akış koşullarının değerlendirmek için sıcaklık, basınç, devir, elektriksel özellikler, hız, hava ve su miktarlarının ölçülmesidir. Ayar (Adjusting),   damper, vana gibi sistem denge bileşenleri aracılığıyla sistem parametrelerinin, tasarım ve montaj kriterlerine en uygun işletme koşullarına erişmek için değiştirilmesidir. Dengeleme (Balancing),  Ana hat, branşman ve terminal ünitelerinden geçen hava ve su debilerinin, tasarımda belirtilen hava ve su debilerine (belirli sınırlar içersinde) yöntemsel olarak ayarlanmasıdır.

 

 

Akıllılığa Hazırlık Göstergesi, SRI (Smart Readiness Indicator)

Yeni yönetmelikte bu kavram, dijitalizasyon ve akıllı teknolojilerin önünü açarak önemli bir yenilik getirmektedir. Bu göstergenin belirlenme yöntemi komisyon tarafından 31 Aralık 2019 tarihine kadar tanımlanacaktır. Sınıflandırma, binanın işletilmesinin tüketici ve şebekenin ihtiyaçlarına uyum sağlayabilme kapasitesine, enerji verimliliği ve iç ortam konforu ve sağlığı da dahil genel performansını ne kadar geliştirebileceği gibi kriterlere bağlı olacaktır [6].

 

Yöntemde akıllı sayaçlar, bina otomasyon ve kontrol sistemleri, iç hava sıcaklığını kendi kendine düzenleyen cihazlar, yerleşik ev aletleri, elektrikli araçlar için şarj noktaları, enerji depolanması, bu özelliklerin birlikte kullanılması, enerji verimliliği, iç hava iklim koşulları ve kullanım esnekliği gibi konular yer alacak ve değerlendirilecektir. Üç önemli anahtar fonksiyon söz konusudur.

• Yenilenebilir kaynaklardan sağlanan enerjiyi esnek kullanma kabiliyeti

• İşletme modunu tüketici gereksinimlerine uygun olarak ayarlayabilme ve sağlıklı bir iç ortamı koruma kabiliyeti ve enerji kullanımını raporlama

• Binanın toplam elektrik ihtiyacının esnekliği ve şebekeye uyumlu tepki oluşturma kabiliyeti

 

Yöntem, mevcut elektronik güç kontrol senaryolarını ve ulusal girişimleri olumsuz etkilememeli; mülkiyete, veri korunmasına, özel hayata ve güvenliğe saygılı olmalıdır. Tüketiciler, mal sahipleri, yatırımcılar ve pazar paydaşları için kolay kullanılabilir, şeffaf ve anlaşılabilir olmalıdır.

 

Sağlık Yönü ve İç Ortam Kalitesi

Bu konuda bağlayıcı kurallar bulunmamaktadır. Yine de bazı önemli anahtar noktalar sıralanabilir.

• Yeni binalar ve büyük yenileme çalışmalarında, üye ülkeler enerji verimli alternatiflerin kullanılmasını teşvik ederken sağlıklı bir iç ortam şartını da getirmelidir. Enerji performansı iyileştirmeleri aynı zamanda iç ortam kalitesini de artırmalıdır.

• Yönetmelik 2009 WHO kılavuzunda yer alan iç hava kalitesi, konfor şartları ve iyileştirilmiş sağlıklı ortam kavramlarına refere etmektedir.

• Binaların ısıtma, soğutma, sıcak kullanım suyu, aydınlatma, havalandırma ve diğer teknik sistemlerinin, üye ülkelerin ulusal seviyede tanımladıkları iç hava kalitesi, sağlık ve konfor şartlarını optimize edecek şekilde heasplanması gerektiği söylenmektedir.

• Uzun dönem renovasyon stratejileri, kanıta dayalı enerji tasarrufu öngörüleri içermelidir.

 

Enerji Performansı Hesapları

Bir binanın enerji performansı, ısıtma, soğutma, sıcak kullanım suyu, havalandırma, yerleştirilmiş aydınlatma ve diğer teknik sistmlerin gerçek enerji kullanımına dayanan hesap veya ölçüm ile belirlenmelidir. Enerji performansı, kWh/(m².y) biriminde primer enerji tüketimi olarak beyan edilmelidir. Hesap şeffaf ve yeniliğe açık olmalıdır. 

Üye ülkeler, primer enerji dönüşüm faktörlerini kendileri belirleyebilirler; ulusal, bölgesel veya yerel, yıllık, mevsimlik veya aylık ortalamalar kullanılabilir. Yenilenebilir enerji için yerel veya şebeke üzerinden kullanım seçilebilir. Yenilenebilir ve fossil yakıt kaynaklı enerji kullanım oranları da tanımlanabilir. Ayrıca işlem sonunda oluşan sera gazları da yılda, metrekareye düşen eşdeğer CO2 miktarı (kg olarak) verilmelidir.

Ortak olarak tanımlanan ve uygulanan enerji performansı belirleme yöntemleri karşılaştırmayı kolaylaştırmakta ve geliştirilen teknolojilerin her yerde aynı etkinlikle kullanılabilmesine olanak tanımaktadır.

 

Kaynaklar

1. Houtman I., Douwes, M. De Jong, T., etal, New forms of physical and 

psychological health risks at work, IP/A/EMPF/ST/2007-19, PE 408.569, 

Brüksel, 2008.

2. Bonnefoy, X. R., Annesi-Maesona, I., Aznar, L.M., etal, Review of evidence on 

housing and health, background document for the 4th ministerial conference 

environment and health, Kopenhag, 2004.

3. Lewtas, J., Air pollution combustion emissions: characterisation of causitive 

agents and mechanisms associated with cancer, reproductive and cardiovascular 

effects, Mutation research reviews in mutation research, 636, 96-133, 2007.

4. Bluyssen, P. M., Indoor environmental quality as a multi level, multi factor, multi 

disciplinary and multi stakeholder issue, REHVA European HVAC Journal, Vol. 50, 

Issue 6, Aralık 2013

5. Heperkan, H., İklimlendirme Sistemlerinde Test Ayar ve Dengeleme, 

Termo Klima Dergisi, Aralık 2016.

6. Hogeling, J., Derjanecz, A., The 2nd recast of the Energy Performance of 

Buildings Directive (EPBD), REHVA European HVAC Journal, Vol. 55, Issue 2, 

Nisan 2018.


Ana sayfa 1 Akel-3