Prof. Dr. Hasan A. Heperkan

Gelişen yeni teknolojiler, girişimcilik ve İnovasyon

 

Sürekli gelişen ve etkileri günlük hayatımızı değiştiren teknolojik bir çağda yaşıyoruz. Yeni teknolojiler, üretkenliği artırma, yeni kaynaklar yaratma, çevreyi koruma, açlığı ve fakirliği azaltma gibi konularda sürdürülebilir çözümler yaratma potansiyeline sahiptir. Ancak sonuçların toplumun yararına gelişebilmesi için kamunun, özel sektörün, üniversitelerin ve sivil toplum örgütlerinin birlikte çalışmaları gerekmektedir. Politika belirleyici aktörler daha hızlı davranmazlarsa ve tedbir almazlarsa teknolojik gelişmelerin olumuz sonuçları da ortaya çıkabilir. Toplumun refahı ve barış için tehlike oluşturmaması açısından kontrol altında tutulması en büyük beklentimizdir.

 

“The Technology and Innovation Report 2018: Harnessing Frontier Technologies for Sustainable Development” raporuna göre, güçlü dijital platformlar ve farklı teknolojilerin yenilikçi (inovatif) kombinasyonları sonucu her gün inanılmaz ürünler yaratılmaktadır [1]. Ülkelerin, geçiş sürecini yönetebilmek için özel politikalar geliştirmeleri gerektiği de vurgulanmaktadır. Sosyal adaletin sağlanmasında eğitimin rolü bir defa daha ön plana çıkmaktadır. Yeni teknolojilerin ortaya çıkmasında lokomotif sektör dijital teknolojilerdir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki farkın açılmaması için yenilikçi teknolojilerin yaygın etkisinin de kontrol edilmesinde yarar vardır. Özellikle kadınların da resmin içerisine çekilmesi ve ömür boyu öğrenmenin teşviki desteklenmelidir.

 

Yeni teknolojilerin hızlı gelişmesinde,

teknolojik değişimin birikimci doğasının

mikroçiplerin gücünün her yıl hızla artmasının

teknolojilerin yeni birleşimlerinin

maliyetlerin düşmesinin

internetin

kullanım ücretlerinin düşmesinin

 

rolü inkar edilemez. Büyük Veri, gerçek zamanlı bilgi akışı sağlayarak karar verme süreçlerini iyileştirebilir. Nesnelerin İnterneti, ağa bağlı nesnelerin izlenebilmesi ve yönetilmesini sağlayarak sanayinin verimli çalışmasını ve insanların konforunu iyileştirebilir. Bu iki teknolojinin, sağlık, tarım, enerji ve su yönetimine çok büyük katkıları vardır. Yapay Zeka, görüntü tanıma, problem çözümü ve mantıklı düşünmede insanlardan daha başarılı olabilmektedir. Özellikle robotlarla birlikte kullanıldığında üretimde çok etkilidir. 3D Yazıcılar, karmaşık parçaların az sayıda üretiminde, prototip hazırlanmasında ve nakliye masraflarının azaltılmasında olduğu kadar sağlık, inşaat ve eğitim alanlarında da kullanılmaktadır. Biyoteknolojideki gelişmelerden, ilaç üretiminde, kişisel tedavide, yapay zeka ve büyük veri ile birlikte kullanılarak bitki ve hayvanların genetik modifikasyonunda yararlanılmaktadır. Nanoteknolojinin, su temininde (su temizleme), enerji (bataryalarla depolama), tarım (etkin ilaçlama), bilgi ve haberleşme teknolojilerinde (elektronik parçaların küçülmesi) ve ilaç sektöründe uygulamaları bulunmaktadır. Yenilenebilir enerji teknolojileri, elektriği şebekeden uzak en ulaşılmaz noktalara taşırken, dronlar mal dağıtımında, tarımda ve insanlar için tehlikeli görevlerin icrasında faydalı olmaktadır. Özelleştirilmiş küçük uydular da çok yakında ticarileşecektir [1].

 

Diğer taraftan her yıl Dünya Fikri Haklar Örgütü (WIPO), Cornell Üniversitesi ve INSEAD işbirliğinde hazırlanan Küresel İnovasyon Endeksi’nin 2018 yılı raporu açıklandı [2]. Küresel İnovasyon Endeksi, belirli ölçütler çerçevesinde ülkelerin yenilikçilik performanslarını değerlendirerek ülkeler arasında sıralama yapar. 2007 yılında inovasyonun özelliklerini anlamak, ölçütleri ve yaklaşımları ortaya koymak amacıyla oluşturulmuştur. İnovasyon girdileri ve inovasyon çıktıları olmak üzere iki alt endeks söz konusudur. Bu iki alt endeks de toplam yedi alt bileşenden oluşur. Bu bileşenlerin altındaki göstergelerle puanlar hesaplanır ve farklı ülkeleri karşılaştırma imkanı doğar, bir sıralama ortaya çıkar. Bunun yanı sıra ülkelerin inovasyon çıktıları için ne kadar girdi kullandığına işaret eden inovasyon etkililik oranı hesaplanır. Bu yılki Küresel İnovasyon Endeksi sıralamasında 126 ülke incelenmiştir.

 

Türkiye, bu yıl, Küresel İnovasyon Endeksinde, geçtiğimiz yıla göre 7 sıra gerileyerek geçtiğimiz yıl 127 ülke arasında 43. sıradayken, bu yıl 126 ülke arasında 50. sırada, rapordaki performans kategorilerine göre, “kalkınmışlık düzeyine göre beklenen seviyenin altında performans sergileyen ülkeler” arasında yer aldı (Tablo 1).

 

Türkiye, 2014’de 54, 2015’de 58, 2016’da 42, 2017’de 43. sıradaydı. Ön sıralarda yer alan ülkelerden İsviçre son üç yıldaki birinciliğini korurken, 2018 yılında ilk 5 ülke arasına Singapur da katıldı. ABD 6. lığa geriledi. Küresel İnovasyon Endeksinde en hızlı yükselen 2 ülke İsrail ve Çin oldu. İsrail 2018 de önceki yıla göre 6 sıra ilerleyerek 11, Çin 5 sıra ilerleyerek 17. oldu (Şekil 1). Şekilde yer alan sarı işaretli ülkeler inovasyon liderlerini, turuncu işaretli ülkeler atılım yapanları, gri işaretli ülkeler durağanları, kırmızı işaretli ülkeler bekleneni veremeyenleri göstermektedir. Türkiye önceki yıllarda griyken ve üst sıralara tırmanırken ne yazık ki tekrar kırmızı bölgeye gerilemiştir.

 

İnovasyon, hem yenileme sürecini hem de bu sürecin sonunda ortaya çıkan bilgiyi, teknolojik süreci veya ürünü ifade eden Latince köklü bir kelimedir. İnovasyon kavramında “tekrar” veya “tekrarlamak” anlamı yoktur. Yenilikçi bir süreç veya ürün muhakkak yerini aldığı sürece veya ürüne göre önemli ek özellikler getirmelidir. Bilimde olsun, teknolojik gelişmede veya üretimde olsun, inovasyon bir önceki duruma göre önemli karşılaştırmalı üstünlükler getirmelidir. İnovasyonda değişim ve değişimi zaman içerisinde yönetme vardır. Yeni bir ürün ya da hizmette yeni fikirler kullanılması, ürünün ya da hizmetin sunulmasında yenilik, mevcut bir ürünü yaratıcı bir şekilde pazarlamak, iş modelini değiştirmek gibi yöntemleri kapsar. İnovasyon değerlendirmesi yapılırken 5 ayrı grupta 26 kriter kullanılır [4, 5, 6].

 

1. İnovasyon aktörleri (drivers, yürütücüler), 

2. Bilgi üretimi 

3. Girişimcilik (entrepreneurship), 

4. Uygulama, sanayide kullanım, 

5. Entelektüel mülkiyet (know how).

 

 

Bu gruplar içerisinde ele alınan 26 kriterden en önemli bazıları şu şekilde sıralanabilir.

Bir ülke nüfusunun 20-29 yaş aralığında her bin kişide bilim ve teknoloji dallarında yüksek lisanslı sayısı

20-24 yaş aralığında her yüz kişide lise diplomalı sayısı

Üniversite mezunlarının sayısı

Ülke nüfusunda internete bağlılık oranı

Yaşam boyu eğitime katılım oranı

GSMH içinde kamu ve özel ARGE harcamaları yüzdesi (2015 yılında Türkiye, takip edilen 141 ülke arasında 37. olmuştur. Lider ülkeler İsrail ve Güney Kore)

İnovasyon için kamu desteği alan şirketlerin oranı (Teydeb, TTGV gibi)

İnovasyona katkıda bulunan KOBİ yüzdesi

Bu KOBİ’ler içinde diğer KOBİ’lerle ortak çalışanların yüzdesi

Toplam istihdam içinde yüksek teknolojide çalışanların yüzdesi

Toplam ihracat içinde yüksek teknoloji ihracatı yüzdesi (2015 yılında Türkiye, takip edilen 141 ülke arasında 63. olmuştur. Lider ülkeler Çin, Malezya, Singapur ve Vietnam)

Bir milyon nüfus için patent başvurma sayısı (2015 yılında Türkiye, takip edilen 141 ülke arasında 31. olmuştur. Lider ülkeler Çin, Almanya, Japonya, Güney Kore ve ABD)

 

Kriterlere zaman içerisinde bazı eklemeler yapılmıştır. Örneğin, eğitime ayrılan harcama (2015 yılında Türkiye, takip edilen 141 ülke arasında 111.), orta öğretim süresi (Türkiye, 141 ülke arasında 49.), matematik ve bilimsel yayın takibi (Türkiye, 141 ülke arasında 40.), öğrenci/öğretmen oranı (Türkiye, 141 ülke arasında 78.), bilim adamı ve mühendis sayısı (Türkiye, 141 ülke arasında 49. ilk sırada İran), araştırmacı sayısı (Türkiye, 141 ülke arasında 45.), uluslararası platformda üniversite (en başarılı 3 üniversite dikkate alınır) sıralaması (Türkiye, 141 ülke arasında 39. lider ABD ve İngiltere), çevre performansı (Türkiye, 141 ülke arasında 60. lider İsviçre), bilimsel yayın (Türkiye, 141 ülke arasında 44. lider İzlanda, Danimarka ve Slovenya).

 

İnovasyon, dünya üzerindeki her türlü ekonomik hareketlilikte önem kazanmaktadır. Sadece gelişmiş ekonomiler değil, gelişmekte olanlar da ekonomik büyümenin ana motorlarından biri olarak inovasyonu görmektedir.  Bu ülkelerdeki mevzuatlarda, yasal düzenlemelerde ve ulusal politikalarda değişimi görmek mümkündür. Hatta aşağıdaki şekillerde de görüleceği gibi daha önceden tahmin edilemeyen bazı ülkeler (Singapur, Hong Kong) liderler arasına girmiştir [6].

 

Aslında inovasyonun en önemli aktörü insandır. Ancak bu süreçte yer alacak elemanların çok iyi yetiştirilmiş olmaları gerekmektedir. Ülkenin eğitim politikalarının ve yaptığı yatırımın rolü açıktır. Türkiye 2015 rakamlarına göre 141 ülke arasında 111. yere gerilemiştir. Teknoloji ve sermaye de yine aynı temel kaynağı kullanır. ARGE’de görülen bu toparlanma 2018’de tekrar gerilemeye başlamış, sürdürülebilirliğinin ne kadar gerçekçi olduğu sorgulanmaya başlanmıştır. Ne yapılmalıdır?

 

Araştırmacı, mühendis ve şirket için yenilikçi olmak zordur. Sadece istemekle ya da reklam ile gerçekleşmez. Entelektüel yaratıcılık, çok çalışma, çok yatırım ve kararlılık gerektirir. İnovasyonun önemli araçlarından bir tanesi ARGE çalışmalarının yapılacağı ortamın oluşturulmasıdır. Bu ortamın dünyadaki ortak adı araştırma laboratuvarı veya enstitüsüdür. Bu türden laboratuvarlarda ilgilenilen konudaki en ileri teçhizat, donanım, ölçme aletleri ve sayısal çözümleme olanakları bulunur; bunlar sayesinde ilgilenilen konu derinlemesine araştırılır. Ayrıca buralarda çalışacak elemanların yetiştirilmesi için eğitim olanakları sağlanmalıdır (mezuniyet sonrası eğitim de unutulmamalıdır).

 

ABD, Almanya, Fransa, İngiltere gibi gelişmiş ve zengin ülkelerin uyguladığı bir başka yöntem de diğer ülkelerde yetişmiş, öne çıkmış başarılı bireyleri kendi ülkesine çekmektir; bu amaçla onlara çeşitli olanaklar, burslar sağlanır. Türkiye’de son yıllarda izlediğimiz toparlanmada yurt dışındaki bazı işadamı, mühendis, bilim insanlarımızın geri dönmelerinin de payı vardır. Ancak onlara burada, alıştıkları ev gerekli ortamı sunamadığımız için üretkenlikleri durağanlaşmıştır. ABD üniversiteleri başarılı bireylere sınırsız olanaklar sunar ve onların hayallerini gerçekleştirmeleri için alt yapıyı kurar.

 

Son yıllarda inovasyon üzerine sayısız çalışma yapılmaktadır. Enstitüler, sanayi, akademi, devlet, ARGE maddi destekleri, alt yapı, piyasalar, iş dünyası gibi aktörlerin yenilikçilik ekosisteminde önem

li rolleri olduğu tespit edilmiştir. Ancak motive olmuş, eğitimli, yetenekli ve yaratıcı bir insan tarafından koordine edilmeden başarı yakalanamamaktadır.

 

Şekil 2, 2017 yılı için ülkelerin (Romanya, Bulgaristan, ABD, Japonya, İsviçre, Hırvatistan, Norveç, Türkiye (TR), Hindistan, Kore, Mısır, Arjantin, Çin, vb.) inovasyon alanındaki yerlerini gösteriyor. Şekillerde düşey eksen yukarıda önemli birkaçı belirtilen 26 ölçüt kullanılarak oluşturulan inovasyon endeksini, yatay eksen ise bu kapsamda ülkelerin yaptığı yatırımı, ürettiği ürünleri, potansiyeli temsil ediyor. Böylece grafikten hem bir ülkenin inovasyon skalasındaki yerini, hem de bir önceki yıla göre gelişmesini veya inovasyon potansiyelini açık bir şekilde görebilmekteyiz. Ayrıca söz konusu ülkelerin inovasyon endekslerini karşılaştırmak ve bu tablodaki yerlerini görmek mümkündür. İçi boş daire verimli, dolu daire verimsiz ülkeleri temsil etmektedir. Daire çapı bağıl olarak ülke nüfusunu, şekildeki eğri ise ortalama eğilimi, genel trendi göstermektedir [7, 8].

 

Grafikten görüldüğü gibi bizim de üyesi olmaya çalıştığımız Avrupa Birliği ülkeleri, Fransa, Finlandiya, İsveç, Danimarka, İngiltere ile ABD ve Japonya’dan oluşan bir grup “yenilikçi liderler” olarak sınıflandırılmıştır. İsviçre açık ara lider konumundadır. Bu ülkeleri yakından izleyen grubun içinde Almanya, Estonya, İzlanda, Çin, Belçika, Meksika ve Macaristan vardır. Türkiye, daha önceki yılların aksine toparlanmış olarak, Rusya, Pakistan, Tunus gibi ülkelerle birlikte eğrinin biraz altında ancak grafiğin ortalarında yer almaktadır. İnovasyon açısından geride kalan ülkeler içinde İrlanda, Yemen, Venezuela ve Filipinler sayılabilir. Grafikten izleyebildiğimiz gibi Türkiye’nin bu panoramadaki yeri, Avrupa ülkeleri esas alındığında çok iyi değildir.

 

Ülkemizde inovasyon eksikliği; alınan eğitimin yetersizliği, yeni konularda derslerin açılamaması; hocaların araştırma yapamamaları; maddi sorunlar; altyapı yetersizliği (araştırma laboratuvarı ve enstitüsü); araştırma heyecanı, sevgisi, metodolojisinin verilememesi; birlikte çalışılamaması; araştırmalarda çalışan doktoralı eleman eksikliği; proje başvurularının kişisel ya da tek kurumlu olması, ulusal konsorsiyumun kurulamaması; uluslararası organizasyonlara katılım eksikliği; doktora sürelerinin çok uzun olması ve bu koşullarda yeni teknolojiyi üretmenin hatta takip etmenin imkânsız hale gelmesi kaynaklı olarak görebiliriz. Son olarak ise sanayinin ilgisizliğini sayabiliriz.

 

İnovasyonun bir ayağı üniversitelerde ve araştırma kurumlarındaki araştırmanın mükemmeliyeti ise diğer ayağı da bu türden çabaların sanayide (veya daha genelde şirketlerde, iş dünyasında) gördüğü yankı ve saygınlıktır. Yenilikçi teknolojik süreçler ve ürünler şirketler tarafından pazara sürülür ve ekonomik üstünlük kazanır. Yukarıda değindiğimiz inovasyon endeksinin hesaplanmasına bir ülkede üretilen patent sayısının, ARGE yapan büyük ve küçük şirket sayısının girdiğini belirttik. Dolayısıyla, Türkiye’nin o radikal adımı atmasında herkesin bir sorumluluğu olmalıdır.

 

Kaynaklar

1. Technology and Innovatıon Report 2018, Harnessing Frontier Technologies for Sustainable Development, United Nations Publicatıon UNCTAD/TIR/2018, ISSN 2076-2917, ISBN 978-92-1-112925-0, e-ISBN 978-92-1-363310-6

2. The Global Innovation Index 2018, INSEAD yayını.

3. https://www medium.com/innocentrumblog/küresel-inovasyon-endeksi-2018-70a3123f6783

4. https://www.globalinnovationindex.org/Home

5. TESKON 2007 ARGE Paneli, 25-.28 Ekim 2007, İzmir 

6. Rekabetçi Ortamda İnovasyon, RVC Dergisi, Nisan 2016

7. The Global Innovation Index 2017, INSEAD yayını.

8. https://www.globalinnovationindex.org/userfiles/file/GII-2015-Infographics.pdf

 


mega clima ırak-8